Etem Levent.com

Egitim Bilimleri ve Insan Haklari Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Makaleler Ülkemizde Okul Öncesi Eğitim Durumu ve Sorunları

Ülkemizde Okul Öncesi Eğitim Durumu ve Sorunları

Eğitim ve psikoloji bilim dallarındaki gelişmeler, okul öncesi çağın fevkalâde önemli olduğunu ve bu çağın kendine özgü eğitim ihtiyaçlarını açık bir biçimde göstermektedir. Araştırmalar bu ça­ğdaki çocukların kendi yaş seviyelerine göre düzenli bir şekilde eğitilmesinin yararlı olacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle hem sosyal, hem de bireysel yönden geliştirici bir dönem olan okul öncesi eğitim alanı, büyük önem kazanmaktadır.

Okul öncesi eğitimin önem kazanması ve yaygınlaşmasının sebepleri şöyle sıralanabilir:

1. Kadının iş hayatına gittikçe daha çok katılması,­ bu durumda annelerin çocuklarıyla yeteri kadar uğraşamaması ve analık eğitimi görevini tam yapamaması,

2. Birçok annenin, çocuğun özelliği, çocuk ruh bilimi ve çocuk eğitimi alanlarında yeterli bilgi ve beceri sahibi olmaması,

3. 3-6 yaşlarındaki çocukların, kendi yaşındakilerle bir grup hâlinde ve uygun bir ortamda gelişme ihtiyaçları,

4. Okul öncesi yaşlarının (3-6 yaşları) çok önemli bir dönem olması ve çağımız insanının bil­gi, beceri ve yöntem bakımından mümkün olduğu kadar iyi yetişmesine ihtiyaç duyulması.

Okul ön­cesi eğitim konusu, her türlü ekonomik ve sosyal şartlar altında bulunan çocuğu ilgilendirmektedir. Başka bir deyişle, ister anneli, is­ter annesiz, hatta isterse annesi eğiticilik bilgisine sa­hip olsun, her çocuğun bu eğitimi almasının gerekli olduğu üzerinde durulmaktadır (Öz,1983).

Okul öncesi eğitim plânlama ve uygulamalarını ana boyutları içinde görmek ve değerlendirebilmek için, eğitim tarihi sürecinde çocuğa ve çocukluk yıllarına ait sosyal yaklaşımlara, felsefî ve eğitimle ilgili görüşlere, kısa bir göz atmak yerinde olacaktır (Oğuzkan ve Oral,1983):

Eski Çağ medeniyetlerinin çoğunda, çocuğun ilk 5-6 yaşlarındaki eğitimi, doğrudan doğruya ailenin denetimi al­tındadır.

Batıda okul öncesi eğitimin kökleri, Comenius (1592-1670), Rousseau (1712-1778), Pestalozzi (1746-1827)’ye kadar uzanır. Bu eğitimciler, eğitimde çocu­ğun özelliklerinin ve haklarının göz önünde bulundurul­ması gerektiğini savunmuşlardır.

Ancak küçük çocukların eğitimi konusunda Batıda ilk gözle görülen yaklaşım, Friedrich W.A. Froebel (1782-1852)’le başladığı kabul ediliyorsa da, esasında okul ön­cesi eğitimin öncülüğünü, Osmanlı Türklerinin yaptığı görülür. Fatih döneminde 4 yaşlarındaki çocuklar, Sıbyan Mekteplerinde eğitime tabi tutulmuş ve bu eğitim, Osmanlı Devletinin sonuna kadar devam etmiştir.

Ülkemizde 1914’de anaokulları için bir yönet­melik hazırlanmış ve 1915’de de öğretmen okuluna, ana­okulu öğretmeni yetiştirebilecek bir bölüm eklenmiştir. Yine aynı yıllarda, özellikle İstanbul’da birkaç anaoku­lu da açılmıştır.

Kurtuluş Savaşı yılları, bütün eğitim kurumları yanında, anaokullarının da gelişme hızını azaltmış, hatta açılanların da kapanmalarına sebep olmuştur.

Cumhuriyet dönemine gelince; bu dönemin ilk yıl­arında ülkedeki okur-yazar oranının düşüklüğü, temel ilkokul eğitimine büyük önem verilmesini ön plâna çıkarırken, okul öncesi eğitim kurumları, daha çok özel kişiler ve yardım kuruluşlarının teşebbüslerine bırakılmıştır. Son yıllarda, bir yandan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağ­lı Ana Sınıfları’nın açılması hızlandırılırken, Kız Meslek Liseleri’ne bağlı olarak Uygulama Anaokulları ve kanun gereği 300 kadın işçi çalıştıran işyerlerinde gün­düz bakımevi açma mecburiyeti, bu kurumların özellikle kamu işyer­lerindeki sayılarının giderek artmasına yol açmıştır. Bu arada Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Sosyal Sigorta­lar Kurumu ve diğer kuruluşların sosyal yardım amacıy­la açtıkları çocuk bakımevleri de, okul öncesi çocukların eğitim ve öğretim meselesinin çözümüne belirli bir öl­çüde yardımcı olmaktadır.

Bugün ülkemizde, 1983 yılı projeksiyonlarına göre 0-5 yaş arasındaki çocukların sayısı 7.618.000’i bul­maktadır. Buna karşılık okul öncesi eğitim, zorunlu eği­tim süresi içinde değildir. Bu yaş dönemi çocuklarının eğitilmesi için açılan resmî ana sınıfı ve anaokullarının yanında, özel ve tüzel kişiler tarafından açılan özel anaokulları, azınlık anaokulları ve yabancı dev­letler görevlilerinin çocukları için açılan yabancı ana­okulları bulunmaktadır.

Bugün ülkemizde, mevcut okul öncesi kurum­ların çoğu, 3-6 yaş grubundaki çocuklara hizmet vermek­tedir. Halbuki 0-3 yaş grubunda bulunan çalışan kadı­nların çocukları, çok daha önemli bir konudur. Bu gruptaki çocukların bakımı konusunda, yalnızca Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun özellikle aile durumları sebebiyle bakıma muhtaç çocuklar için açtıkları yuvalarla, ka­mu kuruluşlarına ait işyerlerinin kreş ve gündüz bakım­evleri görev yapmaktadır (Oktay,1981).

Bu açıklamalardan sonra, okul öncesi eğitim kurum­ları şu başlıklar altında ele alınabilir:

 

Okul Öncesi Eğitimin Tanımı ve Amacı

Okul öncesi eğitim, zorunlu öğrenim çağına kadar olan çocukların bedenî, psikolojik, sosyal ve ahlakî ge­lişmelerini sağlayan, onları ilköğretimin tanımı içinde ilkokula hazırlayan eğitim dönemidir.

Okul öncesi eğitimin amaç ve görevleri, millî eğiti­min genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak:

a. Çocukların beden, zihin ve duygu gelişmesini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,

b. Onları ilköğretime hazırlamak,

c. Şartları elverişsiz çevrelerden ve  ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı meydana getirmek,

d. Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır (METK,mad.20).

Bu eğitim, anaokullarında 4-5 yaş, ilkokulların bün­yesindeki ana sınıflarında ise 5 yaş grubu çocuklarına verilmektedir. Okul öncesi eğitim, anaokulu ve anasınıflarında yapılmaktadır.

Anaokulu: 4-5 yaş (37 - 60 ay) çocukları için okul öncesi eğitim kurumudur.

Ana sınıfı: 5 yaş (48-60 ay) çocukları için bir okul öncesi eğitim sınıfıdır.

Okul Öncesi Eğitim Kurumları, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nda şöyle belirlenmektedir:

Okul öncesi eğitim kurumları, bağımsız anaokulları olarak kurulabileceği gibi, gerekli görülen yerlerde ilk­okula bağlı ana sınıfları olarak da açılabilir.

Okul öncesi eğitim kurumlarının nerelerde ve hangi önceliklere göre açılacağı, Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

İş Kanununa tabi işyerlerinde işverenlerin okul ön­cesi eğitim kurumu kurmaları için gerekli şartlar ve di­ğer hususlar, Millî Eğitim ve Çalışma Bakanlıkları ta­rafından birlikte düzenlenecek bir tüzükle gösterilir (METK,mad.21).

Ülkemizde resmî ve özel kurumlar aracılığı ile yü­rütülen okul öncesi hizmet çeşitlerinin bugünkü duru­muna geçmeden önce, Beş Yıllık Kalkınma Plânları’nda okul öncesi eğitimin ne şekilde ele alındığı görülebilir:

 

Beş Yıllık Kalkınma Plânlarında Okul Öncesi Eğitim

1. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı

Birinci Plânda okul öncesi eğitim ele alınmamıştır.

 

2. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı

Okul öncesi eğitim, 3-6 yaşındaki çocukların eğitimi­dir. Bu eğitim, ancak anne eğitiminden yoksun çocuk­ların eğitimi için ele alınacaktır (İBYKP,1967:163).

1S68-1972 döneminde okul öncesi eğitim hizmetleri, bağımsız anaokulları ve ilkokullara bağlı ana sınıfları kurularak geliştirilecektir. Bütün kız enstitülerinde öğ­retim programlarının ve okulöncesi eğitim hizmetleri­nin geliştirilmesi amacıyla çocuk yuvaları açılacaktır. (İBYKP,1967:164).

 

3. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Plânı

Anne eğitiminden yoksun 3-6 yaşındaki çocukların eğitimi olarak ele alınan okul öncesi eğitim ile ilgili ça­lışmalar, plânlı dönemde sınırlı kalmıştır. Bununla be­raber özel kesime örnek olması amacı ile Ankara, Ada­na (iki okul), Bolu, Gaziantep ve Zonguldak’ta olmak üzere 6 anaokulu açılmıştır. 1970-71 öğretim yılında ana sınıflarının sayısı da 118 olmuştur.

6 anaokulunda 1970-71 öğretim yılında 29 öğretmen ve 569 öğrenci, 118 anasınıfında da 118 öğretmen ve 2,444 öğrenci bulunmaktadır

Bu dönemde anaokulu açılması konusunda özel ke­simde gelişmeler olmuş, 1970-71 öğretim yılında yaban­cı ve azınlık özel anaokulları hariç, özel kesime ait anaokullarının sayısı 70 olmuştur (ÜBYKP,1973:730).

 

 

İlkeler ve Politikalar:

Kaynakların sınırlılığı sebebiyle okulöncesi eğiti­min 1995 yılına kadar Millî Eğitim Bakanlığı ve ilgili kuruluşların gayretleri, bir model geliştirme ölçe­ğinde olacak ve bu model çerçevesinde özel sektör teşvik edilecektir (ÜBYKP,1973:718).

Okul öncesi eğitim konusunda beliren meselenin önemine rağmen bu eğitimin bütün 3-6 yaş grubunu kapsayacak şekilde sağlanması büyük malî kaynak ge­rektiğinden, konu ile ilgili araştırmalar yapılacak ve konuya uzun dönem içinde tutarlı bir şekilde yaklaşıl­ması için gerekli hazırlıklar yapılacaktır (Ü3YKP,1973:741).

Kız meslek liseleri bünyesindeki anaokulları, Sağ­lık ve Sosyal Yardım Bakanlığının çocuk yuvaları ve belli işyerlerinde kanunen açılması gereken çocuk yu­vaları ve anaokulları uygulaması genişletilerek devam ettirilecektir. Bu okul öncesi eğitim ve bakım birimleri­nin standartları ve eğitim programları, Millî Eğitim Bakanlığı’nca belirlenecek, özel kesimin bu konudaki gay­retleri teşvik edilecek, yol gösterici yayınlar, araştırma­lar yapılacak ve denetleme sağlanacaktır (ÜBYKP,1973:743).

 

4. Dördüncü  Beş  Yıllık Kalkınma Plânı

Okulöncesi eğitimin gelişmesi, üç plân döneminde, gerek kaynakların sınırlılığı, gerek bu eğitim alanına yeterince eğilinmemesi sebebiyle yeterli düzeyde olma­mıştır. İlkokulların bünyesinde açılan ana sınıflarının sa­yısı, 1973-74 öğretim yılında 245’den 1977-73 öğretim yı­lında 984’e çıkmış olmasına karşılık, bağımsız anaoku­lu sayısı, aynı dönemde 8’den 11’e yükselebilmiştir.

11 anaokulunda 1977-78 öğretim yılında 60 öğret­men ve 1.135 öğrenci, ilkokullara bağlı 984 anasınıfında ise 1.087 öğretmen ve 17.986 öğrenci ve kız meslek lise­lerine bağlı 275 uygulama anaokulunda ise 575 öğret­men ve 5.782 öğrenci bulunmaktadır.

Kreş ve çocuk yuvalarının gelişmesi de yeterli düzeyde olmamış, özel anaokulları sayısı, 1976-77 öğretim yılında 137’ye çıkmıştır. 3-6 yaş grubundaki çocukların ancak yüzde l.1’i okulöncesi eğitimden yararlanmıştır (DBYKP,1979:434).

 

İlkeler ve Politikalar:

En çok şehirleşmiş yörelerde başlamak üzere özellikle gecekondular ve işçi çocukları hedef alınarak geliş­tirilecek olan okul öncesi eğitimi pilot uygulamaları ele alınacaktır. Okul öncesi eğitimi, pilot uygulama sonuçlarına göre ve yapılacak yeni düzenlemelerle eğitim sisteminin rasyonel bir yapıya kavuşturulmasından sonra sistemin bütünlüğü dikkate alınarak yaygınlaştırılacaktır. Sistemin geliştirilmesinde mevcut kapasitelerden yararlanılması  esas olacaktır (DBYKP,1979:456).

 

Bugünkü Durum ve Değerlendirme

Okul öncesi eğitim hizmetleri; anaokulları, anasınıfları ve yuvalar, kreş ve gündüz bakımevleri olmak üzere üç ayrı yoldan yürütülmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı’nda okulöncesi eğitim, İlk­öğretim Genel Müdürlüğü ve Kız Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ile özel öğretim Kurumları Dairesi Başkan­lığı tarafından gerçekleştirilmektedir.

İlköğretim Genel Müdürlüğü, okul öncesi eğitimi anaokulları ve ana sınıfları vasıtasıyla yürütür.

Anaokulları da resmî ve özel anaokulları olmak üze­re iki gruba ayrılmaktadır.

Resmî anaokulları, özel teşebbüse örnek olmak için açılan İlköğretim Anaokulları ve Kız Meslek Liselerin­deki Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü öğrencilerinin staj sınıfları olan Uygulama Anaokulları olarak iki grupta toPlânmaktadır

Özel anaokulları ise, Özel Türk Anaokulları, Azın­lık ve Yabancı Anaokulları’ndan meydana gelmektedir.

Ülkemizde okul öncesi eğitimin gelişim çizgisini yu­karıya çeken, ilkokulların bünyesinde mecburî ilköğre­tim çağına gelmemiş çocuklar için açılan Ana sınıfları, 1963-64 öğretim yılından 1982-83 öğretim yılına kadar büyük bir gelişme göstermiştir, 1963-64 öğretim yılında 53 sınıf ve 1445 öğrenciye karşılık, l982-83’te sınıf sayısı 2670’e, öğrenci sayısı da 55.359’a yükselmiştir.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ve Türkiye Ço­cuk Esirgeme Kurumu, yeni adıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun özellikle aile durumları sebebiyle bakıma muhtaç çocuklar için açtığı yuvalar ile kreş ve gündüz bakımevleri (Bk.SHÇEK), birer eğitim müessesesi ol­maktan ziyade, birer sosyal hizmet kuruluşudur. Ancak buralarda da çocuklara fiziksel ve ruhsal yönde hizmetler verilerek, onların sağlıklı kişilik kazanmalarına, dolayısıyla topluma fay­dalı bireyler olmalarına çalışıldığından, bu kurumlar da okul öncesi eğitim içinde ele alınmıştır.

Okul öncesi eğitimdeki gelişmeler, kamu kaynakla­rının sınırlılığı ve bu eğitim alanına özel sektörün yete­rince teşvik edilmemiş olması sebebiyle istenilen sevi­yede olmamıştır.

1982-83 öğretim yılında okul öncesi öğ­retim, aşağıdaki tablodaki gibi gerçekleşmiştir.

 

 

Okul Öncesi Öğretim

 

 

Okulöncesi eğilim hizmetlerinden yararlanan çocuk sayısı, 1982-83 yılı itibariyle 67.442 adet olup, buna okul-öncesi sosyal hizmet kuruluşlarından faydalanan 20.279 adet çocuğu da ilâve edersek, 87.121’e yükselir. Bu ye­kûn, 0-4 yaş grubunun % 1.3’ünü, 5 yaş grubunun ise, % 7,3’ünü oluşturur.

Dünya nüfusu içinde, 0-4 yaş arası çocuk sayısı, 1975 yılı verilerine göre 560 milyon dolaylarındadır. 1968 yılı değerlendirmeleri, bu yaşlar arası çocukların yaklaşık % 7,5’ine bakım ve eğitim kurumlarında hizmet verildi­ğini göstermektedir. 1968’de dünya ortalaması olarak kabul edilen  %  7,5’lik katılma yüzdesine ulaşılabilmesi için, hizmet kapasitemizin 5 katına çıkarılması gerekir.

I. Plânda okul öncesi eğitime temas edilmemiştir. II. ve III. Plânlarda, sadece anne eğitiminden yoksun 3-6 yaş arası çocukların eğitiminden söz edilmiştir. IV. Plânda ise en çok şehirleşmiş yörelerden başlamak üze­re özellikle gecekondular ve işçi çocukları hedef alına­rak bu eğitimin geliştirilmesi, pilot uygulamalarının yapılması ve eğitim sisteminin rasyonel bir yapıya ka­vuşturulmasından sonra sistemin bütünlüğü dikkate alınarak yaygınlaştırılması düşünülmüştür.

Okullaşma oranında, şehir ve kırsal kesimde büyük farklılık vardır. Bu farklılık, dil meselesi olan yöreler­de daha çok artmaktadır. Bugüne kadar alınan tedbir­lerde, bu yörelerde ilköğretim okullaşma oranını artır­mada birtakım sosyal zorluklarla karşılaşıldığı bilinen bir gerçektir. Bu durumda, okul öncesi eğitiminin uygu­lanması, başka bir ifadeyle ana sınıflarının açılması, bazı sosyal zorlukları da beraberinde getirmektedir.

Diğer yandan öğretmen yetiştirme görevi. 20 Tem­muz 1982 tarih ve 41 sayılı Kanun Hükmündeki Karar­name ile YÖK’e verildiğinden, büyük bir sıkıntı olan öğretmen meselesinde, kısa dönemde okul öncesi öğret­menini yetiştirmek mümkün görülmemektedir.

Şehirlerdeki ilkokulların %81’inde ikili öğretim, % 19’’unda normal öğretim yapılmaktadır. Büyük şehir­lerimizdeki 22 okulda ise üçlü eğitim uygulaması devam etmektedir- Bu durumda, ilkokulların bünyesinde açıl­makta olan ana sınıfları, fizikî kapasitenin daha da da­ralmasına ve malî sıkıntının artmasına sebep olmaktadır.

 

Öneriler

1. Okul öncesi  eğitim, genellikle 0-5 yaş grubu çocuklarının eğitimini kapsamalıdır.

2. Okul öncesi eğitim, ilköğretim okullarında bir yıllık ana sınıfları, Kız Meslek Liseleri’nde anaokulları, diğer kuruluşlarda ise yuva ve kreş şeklinde yaygınlaştırılmalıdır.
3. Halkı, okul öncesi eğitim kurumu açmaya teşvik edecek tedbirler alınmalıdır.

4. Çocuklarını yetiştirmeleri ve  anaokullarına göndermeleri konusunda ana-babalar, kitle eğilim araçları vasıtasıyla aydınlatılmalıdır.

5. Her yerde, okul öncesi eğitimi kampanyası açıl­malıdır.

6. Okul öncesi eğitim kurumu açacakları teşvik, etmek için kredi verecek bir sistem geliştirilmelidir.

7. Okul öncesi eğitim, en çok dil meselesi olan yörelerde, çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşabilmeleri hedef alınarak yaygınlaştırılması ve  mecburî eğitim çağına gelen çocukların Türkçeyi normal olarak konuşur ve anlar bir şeklide ilkokula başlayabilmeleri için Devlet desteği sağlanmalı ve kanunî tedbirler geliştirilmelidir.

8. Okul öncesi eğitim kurumlarında Noel Baba ve benzeri dış kaynaklı figür ve tablolara, oyun ve ma­sallara ağırlık vermek yerine, onların gelecek yıllara sağlıklı ve güvenli bir şekilde bakmalarını sağlayıcı de­ğerler üzerinde durulmalı; çocuğun, ailesine, vatanına. milletine ve devletine bağlı ve saygılı bir genç olabilme­si, iyi insan ve iyi vatandaş olabilme bilinci kazanabil­mesi için, ona ilk millî  kültürel eğitim verilmelidir.

9. Anaokulu ve ana sınıflarının öğretmen ihtiyacı­nın karşılanması için:

a. Öğretmen yetiştiren kurumların, okul öncesi eğitim alanına öğretmen yetiştirmesi,

b. Mevcut  ilkokul öğretmenlerinin bir program dahilinde, Hizmet-içi Eğitim’den geçirilerek bu alanda görevlendirilmesi,

c. Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi ve Bakımı Bölümü mezunlarının formasyon programlı ile öğretmenliğe intibakları

yoluna gidilmelidir.

 

Ülkemizde Okul Öncesi Eğitim Durumu ve Sorunları (1983)

Yard. Doç. Dr. Etem Levent

 

 

Kaynaklar

 

Devlet Plânlama Teşkilâtı.(1963). Kalkınma Plânı Birinci Beş Yıl 1963-1967 (BBYKP). Ankara: DPT.

____. (1968). Kalkınma Plânı İkinci Beş Yıl 1968-1972 (İBYKP). Ankara: DPT.

____. (1973). Yeni Strateji ve Kalkınma Plânı Üçüncü Beş Yıl 1973-1977 (ÜBYKP). Ankara: DPT.

____. (1979). Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Plânı 1979-1983 (DBYKP). Ankara: DPT.

İlköğretim ve Eğitim Kanunu (İEK). 12.01.1961 tarih ve No.222

Milli Eğitim Temel Kanunu (METK). 24.06.1973 tarih ve No.1739.

Oğuzkan, Ş. ve Oral, G. (1983). Okulöncesi Eğitimi.  İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Basımevi.

Oktay, A. (1981). Okulöncesi Eğitimi ve Aile Milli Eğitim ve Din Eğitimi, İlmi Seminer. Ankara: 9-10 Mayıs.

Öz, F. (1983). Okulöncesi Eğitimi Cumhuriyet Döne­minde Eğitim. İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı Basımevi.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kanunu (SHÇEK). 24.5.1983 tarih ve No.2828.

 

DUYURULAR

*******************************************

1. Sınav sonuçları ilan edilmiştir. 8 Şubat 2010


*******************************************

Yoğun kar yağışı nedeniyle 25 Ocak 2010 Pazartesi Günü İkinci Eğitim final sınavları dahil olmak üzere, 26-27 Ocak 2010 tarihlerinde Marmara Üniversitesi'nde eğitim-öğretime ara verilmiştir.

Bu tarihlerde yapılması öngörülen final sınavları ileride ilan edilecek tarihlerde yapılacaktır.

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü