6. Askerî Okullarda Eğitim
Tanzimat dönemi öncesinde batı anlayışına göre bir eğitim sistemi kurulurken, önce yüksek okullardan işe başlanmıştır. Bunlar, Mühendishâne-i Bahrî-i Hümayûn, Mühendishâne-i Berr-i Hümayûn, Tıbhâne-i Âmire ve Cerrahhâne-i Ma'mûre ve Mekteb-i Harbiye'dir (Koçer,1987:104). Ancak, batı metotları ile çalışan okullar çoğaldıkça, örgün eğitimin alt kademeleri de oluşmuş; böylece yüksek eğitim yapmak amacıyla açılan okullar, zamanla hedeflerini gerçekleştirir duruma gelmişlerdir.
Tanzimat döneminin başlangıcı olan 1938 tarihinden önce ve sonra açılan başlıca askerî okullar şunlardır:
Mühendishâne-i Bahrî-i Hümayûn. 1773'de yüksek tahsil vermek amacıyla kurulan bu okul, önceleri, ilk-orta-lise öğrenimini de bünyesinde bulunduruyordu (Ergin,1977:319). Osmanlılarda ilk defa Batı metotlarıyla öğretime başlayan bir askerî okul (deniz akademisi) idi. 1842 tarihinde öğretim süresi, 3 yıldı.
Mühendishâne-i Berr-i Hümayûn. 1796'da açılan bu askerî kara okulunun öğretim süresi 4 yıldı. Okul, daha çok topçu ve istihkâm okulu niteliğindeydi.
Tıbhâne-i Âmire ve Cerrahhâne-i Ma'mûre. 1827'de ordunun askerîdoktor ve cerrah ihtiyacını karşılamak amacıyla Tıbhâne açılmıştır. Okulun öğretim süresi, 4 yıldı. Önceleri Tıbhâne ile Cerahhâne birlikte öğretim yapmış ve 1831'de ayrılmışsa da, 1836'da tekrar birleştirilmiş ve adı Mekteb-i Tıbbiye olmuştur (Ergin,1977:343).
Mekteb-i Ulûm-i Harbiye. 1834'de açılan bu askerîokulun öğrencileri, Mekteb-i Harbiye taburu adını almış ve sekiz kısımdan oluşmuştur. 1837'den itibaren okulun öğretimi, daha ciddi tutulmuştur. 1845'de ise sınıfların bir kısmı hazırlayıcı (idadî) olarak (Mekteb-i Fünun-i Idadîye), diğerleri de daha üst düzeyde (Mekteb-i Ulum-ı Harbiye) yeniden kurulmuş ve binaları ayrılmıştır (Ergin,1977:354-368;Akyüz,1982b:99).
Muzıka-i Hümayûn Mektebi. 1825'de yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla birlikte ortadan kalkan Mehterhâne'nin yerine, 1834'de açılmış bir okuldur.
Ebe Mektebi. 1842 yılında Askerî Tıp okulunda, kadınlar için bir Ebe Mektebi ve kursu açıldı.
1849'da Harp Okulu sınıfları içerisinde, veteriner şubesi öğretime başladı.
Askerî okullardaki düzenleme, 1847'de yayımlanan Mekteb-i Cedid-i Harbiye-i Şahâne'nin iç dairesine dair kanunname adlı içtüzüğün tesbiti ile bir Askerî Maârif Meclisi ve ayrıca askerî meslek ve teknik okullarına öğrenci yetiştirmek üzere bir Fen İdadîsi kuruldu (Koçer,1987:58).
Yaygın eğitim, halkın yaşama biçimini, bilgi, beceri ve alışkanlıklarını, değer yargılarını birbirine ve kendilerinden sonraki nesillere aktarmak amacıyla yapılan bir etkinliktir (Kılıç,1983:470).
Yaygın eğitim, örgün eğitimden daha kapsamlı olup okullarda, camilerde, orduda, iş yerlerinde, ailede, tekkelerde ve kütüphanalerde verilmektedir.
Tanzimat döneminde batılı metotlarla eğitim yapan okulların öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere, 1848'de Kemal Efendi'nin öncülüğünde, Darülmuallimîn-i Rüşdî adıyla ilk öğretmen okulu açılmıştır. Okulun öğretim süresi 3 yıldı. 1850'de Darulmuallimîn müdürlüğüne Ahmet Cevdet Paşa getirilmiş ve öğretmen okullarıyla ilgili ilk Nizamname de 1951 yılında, onun döneminde ve kaleminden çıkmıştır (Akyüz,1990c:3).
Darülmuallimîn-i Rüşdî, rüşdiyelere öğretmen yetiştirmek için açılmıştır. İlkokullara öğretmen yetiştirecek olan ilk öğretmen okullarının başlangıcı sayılabilecek Darülmuallimîn-i Sıbyan da, 1868 yılında Maârif Nâzırı Saffet Paşa zamanında öğretime başlamıştır.
Kızların okuması fikrini 1850'de ilk defa ortaya atan Kemal Efendi olmuştur. Ancak uzun mücadelelerden sonra, bu fikrini 1858'de gerçekleştirerek, ilk İnas (Kız) Rüşdiyelerini kurmuştur. 1869 Nizamnamesi, kız ilkokullarını ve kız rüşdiyelerine kadın öğretmen yetiştirilmesi amacıyla bir Darülmuallimât açılmasını öngörmüş ve bu okul, Maârif Nâzırı Saffet Paşa tarafından 1870'de açılmıştır. Okul, Sıbyan ve Rüşdiye olmak üzere iki şubeye ayrılmıştır (Ergin,1977:668).
Tanzimat dönemi öncesinde batı anlayışına göre bir eğitim sistemi kurulurken, önce yüksek okullardan işe başlanmıştır. Bunlar, Mühendishâne-i Bahrî-i Hümayûn, Mühendishâne-i Berr-i Hümayûn, Tıbhâne-i Âmire ve Cerrahhâne-i Ma'mûre ve Mekteb-i Harbiye'dir. Ancak, batı metotları ile çalışan okullar çoğaldıkça, örgün eğitimin alt kademeleri de oluşmuş; böylece yüksek eğitim yapmak amacıyla açılan okullar, zamanla hedeflerini gerçekleştirir duruma gelmişlerdir.
Batılı metotlarla eğitim yapan okulların öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere, 1848'de Kemal Efendi'nin öncülüğünde, Darülmuallimîn-i Rüşdî adıyla ilk öğretmen okulu açılmıştır.
Darülmuallimîn-i Rüşdî, rüşdiyelere öğretmen yetiştirmek için açılmıştır. İlkokullara öğretmen yetiştirecek olan ilk öğretmen okullarının başlangıcı sayılabilecek Darülmuallimîn-i Sıbyan da, 1868 yılında Maârif Nâzırı Saffet Paşa zamanında öğretime başlamıştır.
Kızların okuması fikrini 1850'de ilk defa ortaya atan Kemal Efendi olmuştur. Ancak uzun mücadelelerden sonra, bu fikrini 1858'de gerçekleştirerek, ilk İnas (Kız) Rüşdiyelerini kurmuştur.
Tanzimat döneminde, Din Eğitimi ile Tanzimat Eğitimi, ayrı okullar ve kurumlarca verilmiş ve farklı programlar uygulanmıştır.
Yard. Doç. Dr. Etem Levent-2007


