Etem Levent.com

Egitim Bilimleri ve Insan Haklari Sitesi

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Makaleler
Makaleler

Eğitimde Bilimsellik ve İdeoloji

İnsan, haklı olarak kendini ve çevresini tanıma, anlama, olayları açıklama ve karşılaştığı problemleri güvenilir şekilde çözüme kavuşturma çabası içindedir. Her problemin sağlıklı çözümü, "doğru kararlar"ın alınmasına bağlıdır. Bu ise, bilginin gerçek kaynağının ne olduğu meselesini akla getirmektedir.
Bilginin kaynağı konusu, bütün düşünürleri, özellikle felsefecileri, sürekli uğraştıran bir mesele olagelmiştir. Bu konuda, değişik görüşler ve düşünce akımları doğmuştur: Pozitivizm (materyalizm), idealizm, rasyonalizm ve ampirizm gibi. Bunların her biri, bilginin elde edilme problemini, kendi yöntemleri çerçevesinde açıklamıştır.

 

Eğitim, Birey ve Değişim

Toplumlar, ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden, bir bütünlük içinde kalkınmaktadırlar. Elbette bu olgunun, siyasî bir ortama ihtiyacı vardır. Bir ülkeyi diğer bir ülkeyle karşılaştırırken, ekonomik göstergeler yanında, sosyal göstergeler de kullanılmaktadır. Temel sosyal göstergeler içinde, eğitim, istihdam, kültür ve sağlık bulunmaktadır. Bunlardan eğitim sektörü, kalkınma çabalarında, ekonominin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren esas kaynaktır. Eğitimin sosyal ve kültürel fonksiyonları olduğu gibi, ekonomik fonksiyonu da vardır. Kalkınmada fizikî sermaye önemlidir. Ancak statik olan bu yapıya, dinamik özellik kazandıran insan gücüdür; insandaki bilgi ve beceridir. Buna göre, insanın nitelik sahibi olması, özellikle bir eğitim sürecine girerek vasıflı hâle gelmesi önem taşımaktadır.

 

Tanzimat Döneminde Eğitimin Hukuki ve Kurumsal Yapısı

Tanzimat dönemi, Sultan Abdülmecid zamanında, sadrazam Mustafa Reşit Paşanın ısrarlı mücadeleleri sonucunda hazırlanıp ve gene kendisi tarafından 3 Kasım 1839 günü okunan "Tanzimat Fermanı (Gülhane Hatt-ı Hümayûnu)" ile başlayıp, I. Meşrutiyet'in ilânına (1876) kadar süren dönemi kapsamaktadır.

Tanzimat Fermanı ilân edildiği şartlar içerisinde ele alındığı zaman, genel olarak devletin idarî, malî, adlî gibi çeşitli yönlerde ve kurumlarında yapılması gerekli görülen yenilik hareketlerini ifade eder. Ancak yapılması düşünülen ıslahatlar, çok azınlıkta kalan bürokratların dışında, halkın genel kabulünü görmemiştir.

 

Tanzimat Döneminde"Tanzimat Eğitimi"nin Genel Yapısı

Tanzimat dönemi öncesinde batı anlayışına göre bir eğitim sistemi kurulurken, önce yüksek okullardan işe başlanmıştır. Bunlar, Mühendishâne-i Bahrî-i Hümayûn, Mühendishâne-i Berr-i Hümayûn, Tıbhâne-i Âmire ve Cerrahhâne-i Ma'mûre ve Mekteb-i Harbiye'dir. Ancak, batı yöntemleri ile çalışan okullar çoğaldıkça, örgün eğitimin alt kademeleri de oluşmuş; böylece yüksek eğitim yapmak amacıyla açılan okullar, zamanla hedeflerini gerçekleştirir duruma gelmişlerdir.
 

Tanzimat Döneminde Geleneksel Eğitim Yapısı

Tanzimat döneminde biri, Sıbyan Mektepleri, Medreseler ve Enderun Mekteplerinde verilen Din Eğitimi ile diğeri, kökleri 1773'de askerî okulların açılmasına kadar uzanan Batı Metotlarına Göre Eğitim ya da Tanzimat Eğitimi yanyana gerçekleşmiştir. Bu iki eğitim, zaman zaman karşı karşıya gelmiş, bazı durumlarda da iç-içe girdiği olmuştur. Yaygın Din Eğitimi kurumlarının başında gelen cami, tekke ve zâviyeler ile kütüphaneler, eski etkinliklerini aynen korumuşlardır.
Tanzimat döneminde Sıbyan Mektepleri, Medreseler ve Enderun Mekteplerinde verilen Geleneksel/Dinî Eğitim, şu ana kademe ve okullardan oluşmuştur:

 

Tanzimat Döneminde Eğitim Programları

Tanzimat dönemi öncesinde batı anlayışına göre bir eğitim sistemi kurulurken, önce yüksek okullardan işe başlanmıştır. Bunlar, Mühendishâne-i Bahrî-i Hümayûn, Mühendishâne-i Berr-i Hümayûn, Tıbhâne-i Âmire ve Cerrahhâne-i Ma'mûre ve Mekteb-i Harbiye'dir. Ancak, batı metotları ile çalışan okullar çoğaldıkça, örgün eğitimin alt kademeleri de oluşmuş; böylece yüksek eğitim yapmak amacıyla açılan okullar, zamanla hedeflerini gerçekleştirir duruma gelmişlerdir.
 

21.Yüzyılı Karşılarken Milli Eğitimde Yeni Strateji

Sosyal olay ve kurumlar, birleşik kaplar gibi birbirini etkiler. Bir alanda meydana gelen bir değişiklik, diğerinde de kendini gösterir. Bunu, kalkınmış, kalkınmakta olan ve geri kalmış ülke ayrımı yapmaksızın, toplumda açıkça görmek mümkündür. Şöyle ki; k a l k ı n m ı ş bir ülkenin sanayi ve teknoloji gibi bütün sektörleri gelişmiş, istenen seviyeye ulaşmış, fakat eğitimde geri kalmış, sistemini kuramamış, birimleri karmaşık, adeta bir kaos içinde olduğu düşünülemeyeceği gibi; diğer taraftan g e l i ş m e m i ş bir ülkenin eğitim sisteminin ileri düzeyde olduğu, piyasanın ihtiyaç duyduğu vasıflı insan gücünü dengeli şekilde yetiştirdiği ve istihdamını sağladığı görülmemiştir.

 

 

Ülkemizde Okul Öncesi Eğitim Durumu ve Sorunları

Eğitim ve psikoloji bilim dallarındaki gelişmeler, okul öncesi çağın fevkalâde önemli olduğunu ve bu çağın kendine özgü eğitim ihtiyaçlarını açık bir biçimde göstermektedir. Araştırmalar bu ça­ğdaki çocukların kendi yaş seviyelerine göre düzenli bir şekilde eğitilmesinin yararlı olacağını ortaya koymaktadır. Bu nedenle hem sosyal, hem de bireysel yönden geliştirici bir dönem olan okul öncesi eğitim alanı, büyük önem kazanmaktadır.

Okul öncesi eğitimin önem kazanması ve yaygınlaşmasının sebepleri şöyle sıralanabilir:

 



DUYURULAR

*******************************************

1. Sınav sonuçları ilan edilmiştir. 8 Şubat 2010


*******************************************

Yoğun kar yağışı nedeniyle 25 Ocak 2010 Pazartesi Günü İkinci Eğitim final sınavları dahil olmak üzere, 26-27 Ocak 2010 tarihlerinde Marmara Üniversitesi'nde eğitim-öğretime ara verilmiştir.

Bu tarihlerde yapılması öngörülen final sınavları ileride ilan edilecek tarihlerde yapılacaktır.

Marmara Üniversitesi Rektörlüğü