İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde herkesin anayasa ya da yasayla tanınmış temel haklarını çiğneyen eylemlere karşı, yetkili ulusal mahkemeler eliyle etkin bir yargı yoluna başvurma hakkı vardır (mad.8).
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde ise Hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkes, millî bir makama müracaat etme hakkına sahiptir (mad.13).
Hak arama özgürlüğü anayasamızda şu maddeyle güvenceye alınmıştır:
"Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şi-kayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Me-clisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir"...(mad.74).
Günümüz hukuk sisteminde insanların hakkını araması, üçe ayrılmaktadır:
a) İdarî makama başvurma,
b) Yasama organına başvurma,
c) Yargı makamına başvurma.
İslâm’da da bunun geçerli olmamasına bir sebep yoktur. Hak arama hürriyeti fıkıh kitaplarında, kaza veya dava başlığı altında bulunmaktadır.
Dava, bir kimsenin diğerinden hâkim huzurunda hakkını istemesidir (M. mad.1613).
Hükmün sebep ve şartları tamamiyle bulunduktan sonra, hâkimin hükmü geciktirmesi câiz değildir (M. mad.1828).
Kanunî yargı yolu, fıkıhta kaza konusu ile ilgilidir.(İbrahim Halebi, Mülteka, III,219; Mecelle, mad.1800 vd.) İnsanların fiilleri ve işlemleri ile hangi mahkemenin yetkisi içinde olduklarını bilmeleri, onlar için bir güvencedir.



Hak Arama Özgürlüğü