Görevlerin, görevlilerin, ilişkilerin belirlenmesi olarak tanımlanabilecek olan örgüt yapısının kurulması aşamalan, sınıf yönetimine uygulandığında, öğretmenlik ve öğrencilik görevleri ile bunların kimlerce, nasıl yerine getirileceğinin ders dönemi başında büyük ölçüde belli olduğu görülür. Bu belirlenişin kesinlik kazanması, görev ve görevliler arasındaki ilişkilerin ortaya konmasıyla olur. Sınıfın ilişki düzeninin amacı, destekleyici ilişkileri, öğrenci katılımını, morali, konu-ya ilgiyi, akademik yararlılığı artırmaktır (Raviv and others, 1990:142).
Karşılıklı iletişim sırasında oluşan sorunların büyük bir bölümü, bizlerin olaylara ve davranışlara yönelttiğimiz bakış açısı ve yargılar nedeniyle oluşur. Özellikle çocukların davranışlarını yorumlarken, değerlerimiz ve eğitimden kaynaklanan yargı etiketleri ile tepkiler oluştururuz. Oysa önemli olan davranışlarla yargıları ayırabilmektir.
Eğitimin temel ilkelerinin başında kalıtımsal olarak bireyde var olan güçlerin öğrenme yoluyla geliştirilmesi gelmektedir. Yetenekler bir kimsenin eğitimden ne derece yararlanabileceği hakkında tahmin yapmaya imkân sağlar. Eğitim dalını ve mesleğini seçmesinde yardımcı olabilmek için her şeyden önce bireyin genel ve özel yeteneklerini, zayıf ve güçlü yönlerini bilmek gerekir.
Bireyin bilinmesi gereken yönlerinden biri de k i ş i l i k ö z e l l i k l e r i ile benlik tasarımıdır. Bireyin genel ve özel yetenekleri, başarı ve ilgileri, beden yapısı, mizacı, duygusal nitelikleri, temel ihtiyaçları, alışkanlıkları, tavır ve değer yargıları dinamik bir bütün olarak bireyin kişiliğini oluşturur. Bütün bu nitelikleri ile bireyin uyarıcı bir sistem olarak, kendisi ve çevresi ile olan etkileşimin niteliği onun tipik davranışlarını ve uyumunu belirler.
Sosyal olayların sebeplerini, kesin olarak belirlemenin zorluğu ortadadır. Ancak, nesiller arası farklılaştırmayı doğuran ve kişilerin kendi kültür değerlerine karşı yabancılaşmasını hızlandıran faktörlerin başında okulun, daha doğrusu yanlış eğitim politikaları uygulayan eğitim sisteminin geldiği de bir gerçektir.
Bu durumda zaman zaman okulun:
.
Çift kişilikli, iki yüzlü, düşüncesini rahatça ortaya koyamayan, karşısındakinin eğilimine göre fikir değiştiren, ezik, medenî cesaretten mahrum ve korkak kişiler yetiştiren,
Sosyal değerler, toplum bireylerini birbirine yaklaştıran, birarada tutan ve devamını sağlayan güçlerdir. Sosyal değerler, toplumun duygu ve düşüncelerini yansıtır. İnsanı insan yapan vasıfları koruyan sosyal değerler, temelde ahlâkî inanç ve ilkelere dayanır. İyilik, doğruluk, şefkat, himaye gibi manevî değerlere saygı, ulvî değerlere bağlılık toplumun temel bağlarıdır
 Eğitim, bireye bilgi, beceri, alışkanlık ve tavırlar kazandırma etkinliğidir. Başka bir deyişle eğitim, bireyin davranışlarında kendi yaşantısı yoluyla plânlı ve programlı olarak istenilen değişmeyi meydana getirme sürecidir (Ertürk,1972). Eğitim, bireysel ve sosyo-kültürel olgulara ilişkin değişkenlerin etkileşimidir. Bu etkileşimin sonunda, kişinin amaçları, bilgisi, davranışları, dilek düzeyi ve ahlâk ölçüleri gelişir. Eğitim etkileşim yoluyla gerçekleştiğinden, öğrenci ve grubu, öğretmen-öğrenci, öğrenci-sosyal çevre, öğrenci-fiziksel çevre vb. arasındaki etkileşimler üzerinde durulması gerekir.
|
|