|
Birçok öğretmenin iki ortak şikayeti vardır; yardımcı
olmakta yetersiz kalışları ve yardım için el uzattıklarında geri çevrilmeleri.
Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki
göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar.
Öğretmen, öğrencinin davranışının kabul edilemez olduğu
mesajını verir, onun değişmesini, sanki sorunu yokmuş gibi davranmasını ve
sorunu ne olursa olsun, onu bir kenara bırakmasını ister.
Öğretmenin bu yaklaşım diline, EÖE’ de “Kabul etmeme dili”
denir. Kabul Etmeme Dili = İletişimin On İki Engeli.
Bunlar öğrencinin öğrenmesini engelleyen sorunları
çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletişimi yavaşlatır ya da bütünüyle yok eder:
1. Emir vermek, yönlendirmek,
Bunu yap, şunu yap, böyle yapman gerekiyor. Bu iletiler
öğrencilerin duygularının ihtiyaçlarının önemiz olduğunu anlatır. Öğrenciye
gözdağı verir ve korku oluşturur. Bazen bu iletiler öğrencide olumsuz
davranışlar meydana getirebilirler.
2. Uyarmak, gözdağı vermek,
Bu
son olsun, yoksa ben yapacağımı bilirim. Öğrencinin isteklerine ve tüm
ihtiyaçlarına saygı gösterilmediğini anlatır.
3. Ahlak dersi vermek,
Bana doğruyu söyle niçin dersini yapmadın. Bu iletilerde dış
otoritenin gücü ortaya konur.
4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek,
Kendine hedefler koymalısın ondan sonra çalışmaya
başlayabilirsin. Butür iletiler öğretmenin, öğrencilerin sorunlarını kendi
kendilerine çözebilme yeteneği olmadığına inandığının kanıtadır. Öneride bulunma
öğretmenin öğrenciyi anlamadığının bir göstergesidir.
5. Öğretme, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek,
Çok az zamanın kaldığı halde sen hala oyun peşindesi.
Öğretmen öğrenci ilişkisine sorun olmadığı zamanlarda öğretme, nutuk çekme
öğrenciler tarafından kabul görürken, sorunlu dönemlerde kabul edilmez.sorunu
olan öğrenci öğrenmeye aşağılık duygusu, yetersizlik duygusu ile tepki
gösterebilir.
6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak,
Sen hiçbir şeyi başaracak güçte değilsin, kafan hiçmi hiç
çalışmıyor.olumsuz değerlendirmeler çok tehlikelidir çocuğun benlik saygısının
aşınmasına neden olur ve çocuk daha çk karşıt eleştiri ve olumsuz değerlendirme
yapmaya başlar.
7. Ad takmak, alay etmek,
Kendini bebek zannediyorsun herhalde koca bebek.
Öğrencilerin benlik imajı üzerinde olumsuz etki yapar. Öğrenciler bu tür
iletilere ters cevaplar verirler.
8. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak,
Bana göre sen gerçekleri görmezden geliyorsun hiç mantıklı
düşünmüyorsun. Öğrencinin herhangi bir davranışının ne amaç için yaptığını
öğretmen tarafından bilindiğini anlatan iletilerdir.
9. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirme yapmak,
Sen bir harikasın bunu da kendin halledebilecek güçtesin.
Fazla övülen öğrenci övülmeye karşı bağımlılık oluşturur övülmediği bir zaman
rahatsz olur. Iyi olmayan bir öğrencinin övülmesi ters etki yapar çocuk hiç
oralı olmaz.( Siz sanki böyle söyleyince ben böyle mi olacağım.)
10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını
paylaşmak,
Sana güveniyorum hem sınava girecek tek kişi sen değilsin
herkes bu sıkıntıları yaşayacak. Güven vermenin çoğu sorunlu kişinin abarttığını
gerçekleri anlamadığını olaylara uzak kaldığını bir bakıma (gerçek dışı)
duygular taşıdığını hissettirir. Öğrenciler ayrıca duygularını değiştirmeye
çalışan öğretmenlerden hoşlanmazlar.
11. Soru sormak, sınamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak,
Yardım istemek için geç kalmadın mı? Sorunu olduğu zaman
öğrencide kuşku uyandırır. Öğrenciler soruların eksiklerinin bulunması için
sorulduğunu zannederler.
12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak,
konuyu saptırmak.
Şimdi olmaz zamanı değil, daha sonra yapabiliriz. Bu
iletiler öğretmenin öğrenci ile ilgilenmediğini, ona değer vermediğini ve
dışladığını gösterir.
|