|
Sosyal
değerler, toplum bireylerini birbirine yaklaştıran, birarada tutan ve devamını
sağlayan güçlerdir. Sosyal değerler, toplumun duygu ve düşüncelerini yansıtır.
İnsanı insan yapan vasıfları koruyan sosyal değerler, temelde ahlâkî inanç ve
ilkelere dayanır. İyilik, doğruluk, şefkat, himaye gibi manevî değerlere saygı,
ulvî değerlere bağlılık toplumun temel bağlarıdır (Nirun ve arkadaşları,1986:38
).
Bütün toplumlarda, hırsızlık, rüşvet, yalan, iftira,
mala-cana tecavüz gibi, ahlâk ve hukuka aykırı eylemler yasaklanmıştır. Her
toplum, kendi manevî yapısını koruyacak kurumlar tesis etmiş ve bazı
mekanizmalar geliştirmiştir. Avrupa’da bu mekanizmaların başında, kilise
bulunmaktadır. Kilise, okul ve aile ile birlikte bir üçgen oluşturmaktadır.
Toplumdaki kurumların bu üçgenin ahengini bozacak şekilde yapılaşması istenmez.
Zaman zaman okul ve ailenin sahip olduğu değerler karşı
karşıya gelseler de, bu değerler çatışmasının toplumu tehlikeye düşürecek boyuta
ulaşmasına izin verilmez. Eğer bu yönde yer yer bazı tehlikeler görülürse, o
zaman ahenk bozulmaya başlamış ve farklı değer ölçüleri ortaya çıkmış demektir.
Bu da teknolojisinin bütün haşmetine ve kilisenin olağanüstü gayretine rağmen
olmuşsa, burada durup düşünmek gerekir:
Acaba insanı buhrana düşüren, strese sokan, akıl almaz
çılgınlıklara iten ve neticede mutsuzluğuna yol açan gerçek sebep nedir?
|